Can KIRAÇ hakkında

1927 yılında Ankara’nın
Etimesgut semtinde
dünyaya geldi. İsmini
Atatürk koymuştur...

Can Kıraç

SABREDEN DERVIS MURADINA ERMIS!

1950 yilinda, Türkiye Milli Talebe Federasyonu (TMTF)nin Inkilâp ve Gençlik adli gazetesine yazdigim bir yazidan mahkemeye verilmistim. Böylece, gazete yazarligina ilk adimimi atmis oluyordum. Sonra, isdünyamizin ilk sirket dergisi, Koç Toplulugu yayin organi Bizden Haberler in kurucusu, yayin yönetmeni ve basyazarligi görevini 25 yil sürdürdüm. Benim, bu süreçte hayâl edip de gerçeklestiremedigim hedef Basin Karti sahibi olmakti. Çünkü, yillar süren bir ugrastan sonra, basin karti ile ödüllendirilmeyi hak ettigime inanmistim...... Ankara da çok iyi iliskileri bulunan gazeteci Ali Baransel Koç Holding Ankara Koordinatörlügüne ataninca, bu umudumun gerçeklesmesi için bir firsat çiktigini sanmistim. Basin kartina sahip olmak için, Ali Bey in araciligi ile gerekli basvuruyu yapmis ve sonucu beklemeye baslamistim. Aradan uzunca bir süre geçtikten sonra, Ali Bey, benden, Bizden Haberler dergisinden aldigim ücretin bordro dökümünü istemesin mi? Arkadaslarim, konuyu patronum Vehbi Koç a açmami önerince, Vehbi Bey e; -Beyefendi! Basin karti alabilmem için, benim, holding bordrosundan Bizden Haberler yayin müdürü olarak maas almam gerekiyormus.

Bu konuda muhasebeye talimat vermenizi rica ediyorum- demistim ve patronumdan su yalin cevabi almistim: Can Bey! Anladigim kadariyla sen maasina zam istiyorsun! Ben sana daha fazla para ödeyemem. Niyetin gazeteci olmaksa, Aydin Dogan a git, o sana is versin!..... Bu olaydan sonra basin karti beklentimi ileri yillara ertelemis oldum..... 1994 yilinda Çin Gezim ile ilgili yazi dizim ve fotomontajlarim Milliyet gazetesinde yayimlaninca basin karti umudum yeniden yesermis oldu! Gerekli basvurulari yaptigimda, bu defa da Milliyet gazetesinden aldigim ücreti sormasinlar mi? Aydin Dogan dan böyle bir belge istemem mümkün degildi. Çünkü, Aydin Bey, gazetede yazim ve kolajlarim yayimlandiktan sonra bana açik bir çek vermis, ben, çok keyiflendigim bu jesti maalesef kabul etmemistim. Böyle bir sövalyelikten (!) sonra benim Aydin Bey den Milliyet gazetesi bordrosuna alinmami istemem kadar yersiz bir talep olamazdi. Buna ragmen, Aydin Bey, benim bu tutkumu anlayarak bir öneri gelistirmekten geri kalmamisti: - Can Kardesim! Basin hayatinda hemen öne çikmak olmaz! Sen, Güngör Denizasan a git. Onun gazetesinde yazi yazmaya basla, orada bordroya girmen daha kolay olur- deyince, önüme yeni bir firsat çiktigin anlamistim!..... Dostum Güngör Denizasan, bana, Gazette-13 sayfalarinda yer vermis, alti ay sonunda, birikmis ayliklarimi isteyince :
- Canim Kardesim! Seni transfer etmek için Aydin Dogan a, hem de Amerikan dolari olarak ödedigim transfer ücretini bilmiyor musun? Simdi, sana aylik ödeme mi istiyorsun!? Olacak is degil.- demisti! Böylece, basin karti sahibi olma hayâlim, bir defa daha uçup gitmisti!..... Ama ben, -Sabir umudun temelidir- özdegisine inanarak, basin kartimi beklemekten vazgeçmedim. Ve! Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Baskan Orhan Erinç ten aldigim 14 Aralik 2006 tarihli yazi ile, sanki, hayata yeniden dönmüs oldum!.....

-Yönetim Kurulu?muz 20 Kasim 2006 günlü toplantisinda Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Onursal Üyeliginizi oybirligi ile onaylamistur. Kararda, Cemiyet Tüzügü nün 7/B maddesi kapsaminda; sosyal ve iktisadi yasamda seçkin hizmetler vermenizin yani sira, uzun yillar yayin yasamina verdiginiz emekler ve gazetecilikle sari basin kartinin gerçek niteliklerini özümsemis olmaniz da dikkate alinmistir.-...... Iste, yeni bir yilin ve seksen yasimin esiginde, böyle bir ödülle taçlandirilmis olmamin onurunu ve heyecanini sizinle paylasmak istedim.

Ne mutlu bana!..... Yeni yilinizi kutluyorum.

Tasarım ve Uygulama entegresoft