Can KIRAÇ

KİME DEVLET ADAMI SIFATI YAKIŞIR?

Siyaset dünyamız ve politikacılık o kadar yüzeyselleşti ki, devlet adamı özlemimiz ve arayışımız bizi hep anılarımıza götürüyor!

Bunun içindir ki, devlet adamlığı deyince aklıma gelen bir anımı paylaşmak istiyorum:
Birinci Milliyetçi Cephe Hükümeti dönemiydi (1975-1977) Tofaş fabrikasının, 124 yerine 131 model yeni bir otomobil üretmesi aşamasına gelinmişti. Bunun için hükümet kararnamesine ihtiyaç vardı. Başbakan Demirel projeye “evet” demiş olmasına rağmen Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan kararnameyi imzalamıyor, imzalamadığı bir tarafa, kararnameyi çekmecesine kiliteyerek ortadan kaldırıyordu! Ben de bir çıkış yolu bulmak için, haftanın iki-üç gününü Ankara’da geçiriyor, bakan bakan dolaşıyordum.

ARKADAŞIM BAKAN !

Devlet Bakanı Seyfi Öztürk Eskişehir’den ilkokul arkadaşımdı. Hükümet içi anlaşmazlıkları halletmek görevi ona verilmişti.
Öğrenmiştim ki Erbakan, dışişleri bakanlığının büyükelçiler kararnamesinde istediği değişiklikleri yapabilmek için Tofaş kararnamesini pazarlık masasına koymaya niyetliydi...
Bir koalisyon sorunu halini alan Tofaş kararnamesini görüşmek amacıyla ben de Devlet Bakanı Seyfi Öztürk’ten randevu almıştım.
O günlerde, dışişleri bakanı olan İhsan Sabri Çağlayangil bir yurtdışı gezisine çıkmış, Seyfi Öztürk de ona vekalet etmeye başlamıştı.
Öztürk, Çağlayangil’in makam odasında beni çok sıcak karşılamış, hatta konuya geçmeden çocukluk anılarımızı anmaya vakit bulmuştuk...
Benim kamu görevlilerine karşı değişmeyen bir tavrım vardır: Kendileriyle ne kadar arkadaş veya eski dost olsam da, onlara daima saygılı ve mesafeli durmuşumdur.
Seyfi Öztürk’le konuşmamı aynı ciddiyette sürdürürken makam odasının kapısı açılmış ve içeriye bakanlık müsteşarı Şükrü Elekdağ girmişti.
-Sayın Bakanım! Ziyaretçiniz olduğunu bilerek içeriye girdim, âcil bir konu var, size arz etmeliyim! der demez ben ayağa kalkmış odadan çıkmaya hazırlanmıştım.

Tam hamlemi yaparken, Seyfi Öztürk koluma yapışmış ve beni tekrar yanına oturttuktan sonra

- “Şükrü Bey! Can Kıraç’ı tanımadınız mı? O benim en yakın arkadaşımdır. Her mahremiyeti paylaşabilir-siniz!” demez mi?.. Başımdan aşağı bir kova kaynar suyun boşaldığını hissetmiştim! Ama Elekdağ saygısını hiç bozmadan

-“Sayın Can Kıraç’ı tanıyorum. Ancak konuyu size arz etmek durumundayım,” diyerek tutumunu devam ettirmişti Seyfi Öztürk

-“Efendim! Size söyledim, lütfen konuyu açınız!” deyince, Şükrü Elekdağ kısa bir süre beklemiş, sonra arkasını dönerek makam odasını terk etmişti...
Ben de Elekdağ’ın DEVLET ADAMI olmanın asaletini göstermiş olmasından büyük bir mutluluk duymuştum...!

*

Hey gidi günler hey...!…

Tasarım ve Uygulama entegresoft