Can KIRAÇ hakkında

1927 yılında Ankara’nın
Etimesgut semtinde
dünyaya geldi. İsmini
Atatürk koymuştur...

Can Kıraç

HAKKI DEVRİM KİTAPLARIMI ANLATIYOR!

Can Kıraç

ZENGİN VE RENKLİ İKİ KİTAP Hakkı Devrim - 13 Mart 2004

Can Kıraç, sanat iddiası olmayan kolajlarını ikiye ayırıyor; politik kolajlar ve şahıs kolajları. Türkiyenin sayılı profesyonel yöneticilerinden biri olan Can Kıraç'ın yeni kitapları, zengin ve renkli kişiliğinden, yaşamından izler taşıyor Çok tanınmış, çok yukarılara çıkmış, çok para kazanmış, çok başarılı olmuş insanlar vardır. Aramanıza gerek yok, görünce tanırsınız. Siz tanımasanız da, onlar belli ederler kendilerini. Benim bildiğim Can Kıraç, 'Başarılı olmuş adam yanını hiç hatırlatmaz size; hatta bir sihirbaz maharetiyle ilk andan itibaren unutturur. Güngör Uras onun için, Ertuğrul Soysal dan sonra gelmiş profesyonel yönetici diyor. Bu vesileyle düşündüm ki, Ertuğrul Bey de işinden ibaret bir adam değildi. Bir orkestrada akordeon çaldığını, gazetelerde yazdığını ve çok hoşsohbet biri olduğunu hatırlıyorum.

Türk iş dünyasının önder profesyonel yöneticisi Can Kıraç ı ben, öğrencilik yıllarımızda, Türkiye Millî Talebe Federasyonu Başkanı olduğu zaman tanıdım. Uzaktan uzağa bir tanışmaydı. Ziraat yüksek mühendisliği öğrenimini tamamladığı yıl, Vehbi Koç un tarım makineleri uzmanı olarak çalışmaya başladı. (1950. Kırk bir yıl sonra Koç Grubu'nun Yönetim Kurulu Başkanlığından, hayatın yeni bir sahilinde yaşamak üzere ayrılacaktır.) Çok boyutlu bir insandan söz ediyorum. Biri yazarlığıdır. Yanılmıyorsam ilk yazısı A.Ü. Ziraat Fakültesi nin Koruk adlı dergisinde yayımlandı. (1949. Yazarlığının, benim hesabımla elli beş yıllık bir geçmişi var.) Talebe Federasyonu nun dergisi İnkılap ve Gençlik te devam etti. 1952 de Atatürk ilkelerine bağlı kalınması fikrini savunduğu bir yazı yüzünden hakkında, Türk halkını isyana teşvik suçlamasıyla dava açılmıştı. Yıllar sonra bir gün patronu ona, Yazarlık ve siyaset mi, yoksa işadamlığı mı? diye soracak, Kıraç, Koç ta iktidara gelme niyetini daha o günden açıklayacaktı.

Anılarımla Patronum Vehbi Koç adlı ilk kitabını 1993'te yayımladı. Kendi patronunu anlatan profesyonel yönetici de bir yenilikti ülkemizde. Kitap ilgi gördü; elli binden çok satıldığını biliyorum. İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulunda ve TÜSİAD ın kuruluşundaki çalışmalarıyla dikkati çeken bir sivil toplumcuydu. Lezzetli bir hatiptir Can Kıraç. Mizahçı yanı, konuşmaları kadar yazılarında da hissedilir; ama asıl kolaj çalışmalarında dikkati çeker. Yer yer hicve kaçan bir mizah üslubudur onunki. Boncuklar, özellikle gözboncuğu bir diğer uzmanlık alanı. Emekliliği, hayatın yeni sahilinde yaşanan bir mutluluğa dönüştürmüş olmasını da ben, onun adına yeni bir başarı ve meziyet olarak selamlıyorum. Ve bir örnek.

Bu ay iki kitabı birden çıktı Can Kıraç ın. Birine albüm demek daha doğru olur. Adı, Kolajlı Taşlamalar. Kübizm akımından bu yana kolaj, neredeyse bir yüzyıldır ressamların, grafik sanatçılarının, karikatürcülerin gerçek malzemeyle mizah araçlarından biri oldu. Gazete kâğıdından duvar kâğıdına kadar çeşitli kâğıt türleri ve fotoğraf, bu amaçla kullanılan başlıca malzemelerdir. Picasso, Braque, fütüristler, dadacılar çeşitli malzemeyi çarpıcı ve çarpıtıcı biçimde bu amaçla kullandılar. Sürrealistler kolajla şiirsel çağrışımları denediler. Kıraç, sanat iddiası olmayan kolajlarını Politik Kolajlar ve Şahıs Kolajları diye iki grupta toplamış. Siyasetçilerin kolajlarda yer alış sıklığını üşenmedim saydım. Mizahın bu türünde başı Tansu Çiller çekiyor (18 yerde). Ve sıralanma şöyle devam ediyor. Bülent Ecevit (17), Necmettin Erbakan ve Tayyip Erdoğan (13 er), Mesut Yılmaz (11), Süleyman Demirel ve Kemal Derviş (9 ar), Recai Kutan (7), Deniz Baykal (3)... Kaçınılmaz kadro diyebiliriz.

Şahıs kolajları çok daha çeşitli ve iç açıcı. Vehbi Koç (kucağında Can evladı Kıraç la), İshak Alaton (İngrid Bergman la), Hıncal Uluç (gladyatör-futbolcu), Yasemin Yalçın (civciv), Nalan (Makarna dağı, ki Oğuz Ara 'ın kolajlar içinde en beğendiği bu), M. Ali Erbil (kadın bacakları arasından bakıyor...), Şener Şen (... Özlem Yıldız ın ensesinden), Yaşar Kemal (efe), Hasan Pulur (kemancı), Can Kıraç (Çamlıca Muhtarı), Betûl Mardin (kraliçe), Sakıp Sabancı (süpermen)... Can Kıraç ın yeni kitabının adı Anılar Olaylar. Adı belki bir fikir vermektedir, ama kitap bu iki kelimenin çağrıştırdıklarından ibaret değil. Evet, yazarın hayli zengin ve renkli özgeçmişine dair bilgiler, notlar, monografi veya tarihçe kalıbında anlatılmış olaylar var. Başkanlık Tutkum bölümü, mizahtan öte bence iddiasız bir hiciv şaheseri. Baba Neslini İkaz başlıklı yazısı sebebiyle memleketin emniyetini tehlikeye sokmak la suçlandığı zaman henüz 25 yaşında. Patronu Vehbi Koç la bu mesele üzerine eğilişleri bence bir işyeri efsanesi niteliğinde. Bir türlü alamadığı basın kartını bekleyişinin ardında bir muziplik notu var: sebep yazıları için para istemeyi aklına bile getirmemiş olması. Talebe Federasyonu başkanı olarak Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'yü Çankaya'da ziyaretlerini anlatıyor; ellerindeki bir demet çiçeği ve İnönü'nün çiçek parasıyla ilgili zarif uyarısını.

Halikarnas Balıkçısı nın Koç ailesi büyüklerine Marmaris te, bir sahne sanatçısı özeni ve coşkusuyla Daphne-Defne efsanesini anlatma hikâyesi usta kalem işidir. İstanbul Meyhaneleri kadar Traktörlü Anılar da güzel. Can Kıraç ın Haldun Dormen in teşvikiyle oyuncu olarak sahneye çıkma girişimi kadar (provaların bir noktasında pes ediyor), yedek subay okulunda Günseli Başa 'ın Avrupa Güzeli seçilmesini kutlarken bir hafta katıksız hapis cezası alışı da çok eğlenceli.

İş dünyası için ders kitabı: Anılarımla Patronum Vehbi Koç, iş dünyası için ders kitabı niteliğinde bir eserdi. Bu defa anlatılan, Koç Ailesi içindeki Can Kıraç da bir o kadar anlamlı ve eğitici. İlk emekli aylığını alırken, ona Amca! diye hitap eden memureyle konuştukları... Koç un hediye karpuzlardan patron payı alışı... Tadına doyulmaz hatıralar. Kitapta Siyasal Yorumlar bölümü var. Derinliği olan düşünceler. Dinozorlar dışarı, Şeffaflar İçeri yazısını çok sevdim. Burada ağırlık, Kıraç ın Cumhuriyet e ve devrimlere sarsılmaz bağlılığına verilmiş. Arada özdeyişler de var, ikisinin altını çizdim:

Başkalarına hükmetmeye yönelenler, önce kendilerine hükmetmeyi öğrenmelidirler.- Öfkesine ve kızgınlığına hâkim olamayanlar politikaya girmemelidir. Taş Çorbası da, özdeyiş niteliğinde simgesel bir hikâye. Şundan Bundan başlıklı bölümde Kıraç ın ilgi alanlarının çeşidi ve çokluğu ile çok boyutlu zihin yapısı ve dünyası daha da belirginleşiyor. Sekreterler ve Patronlar konusuna dikkatinizi çekerim. Sattım başlıklı İstanbul un dillere destan müzayedelerine dair kısa yazısı, gazetelerin röportaj yazarlarına örnek olacak niteliktedir. Nereden Nereye? 1918-2003 başlıklı bir bölüm var kitapta. 38 sayfalık bir yazı. Cumhuriyetin kısa tarihçesidir, denebilir. Lafı uzatmadan, önemli bütün hadiseler ve meseleler hakkında düşündüklerini söylemiş orada Can Kıraç. Bu iki tarih arasında gelişen Türkiye nin bir simgesi sayılabilir niteliklere sahip, aydın, çağdaş ve bu ülkenin meselelerini içinden bilen bir işadamının apaçık düşünceleri bunlar. Ülkenin geleceği konusunda endişesizdir ve düşünceleri ümitlerden ibarettir, denemez.

Birkaç yıl önce ben Can Beye, Vehbi Koç un hayat hikâyesindeki başarısını göz önüne alarak, diğer tanıdıklarınızı da yazsanıza, demiştim. Kitabın sonunda, yirmi iki kısa biyografi var. Yakından tanıdığı ve beğendiği insanları, ışıltılı notlarla anlatmış. Benim beklediğim bunun daha çoğuydu. Ama kitabın sonunda bir Unutulmayacak İsimler listesi var ki, orada adı geçenlerden kimi yazsa Can Kıraç, ben merakla ve eminim zevkle okurum. Nesilden nesile bilgi ve tecrübe aktarmada kısır insanlardan oluşan bir toplumda yaşıyoruz. Can Kıraç iyi bir örnek verirken, yön, yöntem de göstermiş oluyor. Kitapta neler bulacağınıza dair fikir vermeye çalıştım sizlere; becerebildiysem.

Tasarım ve Uygulama entegresoft