Can KIRAÇ hakkında

1927 yılında Ankara’nın
Etimesgut semtinde
dünyaya geldi. İsmini
Atatürk koymuştur...

Can Kıraç

GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ !

Can Kıraç

Siz bu yazımı okurken, 2002 yılı ile beraber, değişik olaylarla karşılaşacağımız ve yeni maceralar yaşayacağımız bir yolculuğa başlamış olacağız !

PLATİN dergisini genç kuşak girişimcilerin ve şirket yöneticilerinin okuduğunu bilerek, yeni yılın bu ilk sayısında yaşamış olduğum bir olayı, Abdülhak Hâmid?in ; ?Hayat zaten hâtırattan ibarettir!? sözünü de anımsayarak, sizinle paylaşmak istedim. Paylaşmak istedim, çünkü, genç kuşağın, zamanın akıp gidişindeki hızı algılamakta geç kaldığını ve hayatı her zaman kontrol altına alacaklarına inandıklarını görüyorum. Halbuki, ilerleyen yıllarda, hayata istenilen şeklin verilmesinin sanıldığı kadar kolay olmadığını, hele yerleşmiş alışkanlıkların değiştirilemediğini yaşayarak öğrenmiş birisi olarak, anlatacağım olaydan hisse çıkarma hünerini size bırakıyorum!

Koç Holding'in Fındıklı'daki binası, zaman içinde eskimiş ve her yönüyle çağ dışı kalmıştı. Bu yüzden Nakkaştepe'ye taşındığımızda kendimizi cennete gelmiş sanmıştık! Hele üst yönetimdeki arkadaşlarımızın keyiflerine diyecek yoktu! Çalışma odalarımızın yanında, hem de duşlu birer dinlenme odası bulunuyordu! Otuzyedi yıllık bir didinmeden sonra - olay 1987 yılında yaşanmıştı - benim bir dinlenme odasına sahip olmam eşim İnci'yi de sevindirmişti. "Vehbi Bey sık sık tavsiye eder, öğlenleri mutlaka uyuyun der. Sen artık belirli bir yaşa geldin, kendine dikkat etmen gerekiyor, dinlenme odan da var, sana yastık, çarşaf ve pike vereyim, yemekten sonra bir saat uyursun" önerisi yapmış ve bu teklif bana da câzip gelmişti. Ancak, öğlen uykusuna yatacağımı söylediğim zaman sekreterim Aylin bile şaşırmıştı! Alışılmamış şeyleri yapmak ve çevremi bu değişime alıştırmak zor olacağa benziyordu. İlk gün, bir hayli merasimden sonra dinlenme odama geçmeyi başarmıştım! Aylin, çarşaf ile pikeyi kanepeme itina ile sermişti bile!.

O sırada aklıma Rahmi Koç'un bir öğüdü gelmişti. "Öğle uykusuna yatmadan önce tamamen soyununuz ve pijamanızı giyiniz!" Ben pijama getirmemiştim. Buna rağmen "Patronun dediği daima doğrudur!" diyerek soyunmaya karar vermiş ve iç çamaşırlarımla, sanki gözetleniyorum korkusuyla, hızla pikenin altına girmiştim . Kendimi yeni bir hayâl âlemine götürmeye uğraşırken kapımın tıklandığını farketmiştim! Sekreterim Aylin, heyecanla Suna (Koç) Kıraç'ın beni görmek istediğini haber veriyordu! Aylin'e kapıyı açmadan; "Yattığımı söylemedin mi?" diye çıkışıyor, o da bana; "Söylemez olur muyum! Hatta, Vehbi Bey'in öğlen uykularını kitabında tavsiye ettiğini bile hatırlattım." diyor ve sözünü şöyle tamamlıyordu : ?Suna Hanım; Vehbi Bey kitabında yapılacak doksan şeyden daha bahsediyor, Can Bey onlara uysun, öğlen uykusu da kusur kalsın diyor!? Böylece, benim öğle uykusu sefam beklenmedik şekilde son buluyor, yastığı, çarşafı ve pikeyi, gönlümün arzusuna göre iş yapmanın pişmanlığını omuzlarımda hissederek eve geri götürüyordum.

Aradan dört yıl geçtikten sonra, 1992 yılında, bizim evde, emeklilik hayatımla beraber öğlen uykusu konusu tekrar gündeme giriyordu! Eşim İnci; "Artık rahatsın, sana karışacak Suna da yok, öğlenleri muhakkak uyuyacaksın" uyarısında bulunmuştu. "Doğru söze ne denir?" düşüncesiyle ben de yemekten sonra, bu defa pijamalarımı da gi-yerek yatağa uzanmıştım. Ancak, uykuyu bir türlü tutturamıyordum. Ve ancak o zaman gerçeği anlamaya başlamıştım. İnsan kırkbir yıl öğlen uykusu uyuyamamışsa, sonraki yıllarda, eyleme dönüşmeyen bir arzunun özlemini taşımaya devam ederek, uyuması mümkün olmuyordu!

Bugün, Koç Topluluğunda Vehbi Koç?un; "öğlenleri uyuyunuz!" önerisine yalnız iki kişi uymaktadır! Bunlar; Rahmi Koç ve Mustafa Koç'tur. Yıllar önce, bu uyku konusunu Vehbi Koç?a açtığımda; -Beyefendi şu öğlen uykusu önerinizi Koç Holding'e yerleştiremediniz? Uyumak için kimse sizi dinlemiyor! demiş ve şu cevabı almıştım: -Sabahları hepsi işe geç geliyor. Öğlen uykusu kontenjanlarını doldurarak güne başlıyorlar! Sen daha çok mu uyusunlar istiyorsun? Böylece, Vehbi Koç, "Gelenekler ailede başlar ailede biter" kuralını bir defa daha iş arkadaşlarına kabul ettirmiş olu-yordu.

Yeni bir yılın başında, yazımı bir filozofun şu görüşüyle noktalıyorum : ?Mutluluk daima yakınımızdadır, yakalamak için çoğu zaman elimizi uzatmak yeter.? Size, 2002 yılı için, özgürce yaşayacağınız mutluluklar diliyorum.

Aralık - 2001

Tasarım ve Uygulama entegresoft