Can KIRAÇ hakkında

1927 yılında Ankara’nın
Etimesgut semtinde
dünyaya geldi. İsmini
Atatürk koymuştur...

Can Kıraç

Bu dünyadan bir VEHBİ KOÇ geçti!

Vehbi Koç'un ölümünün üstünden tam altı yıl geçmiş bulunuyor:

25 Şubat 1996 - 25 Şubat 2002!

*

Bana, "Vehbi Koç'u bir kaç cümle içinde anlatır mısın?" diye soranlara, onun yaşamındaki çalışma temposuna şahit olduğum için, Cemal Sahir'in şu dizelerini tekrarlamakla yetiniyorum:

Başımla gönlümü edemedim eş / Biri yüz yaşında biri yirmi beş/ Başım dedi dinlen, gönlüm dedi koş / Başım dedi durul, gönlüm dedi coş!

*

Doktorları ve yakın çevresi,Vehbi Bey in yaşama gücünü çalışmakla kazandığını öğrenmişlerdi. Bu gerçeği göre göre ona: Artık köşene çekil, sakin bir emekli patron hayatı yaşa! teklifinde bulunmak kadar yanlış ve itici bir yaklaşım olamazdı. Nitekim, çalışma temposunu yavaşlatmasını teklif edenlere, Vehbi Koç, gözlerini açarak hayretle bakıyor ve; -Beni emekli patron yapmak istiyorsunuz! Hacı Baba nızda daha iş var! Siz kendinize göz kulak olun da benim kadar sağlıklı yaşayın!- demekten geri kalmıyordu. Çalışma tutkusuna ve kendine olan güvenine rağmen 1994 yılına girildiği günlerde, Vehbi Koç, kendisi için telâşsız ve sakin geçecek bir yaşam programı tasarlamıştı. İki saati aşan iş toplantılarından yorulduğunu hissediyordu. Gazete ve dergilerde yayınlanmış ilgi duyduğu yazıların kendisine okunan bölümlerini dinlerken, yarım saat sonra dikkati azalıyor, en keyif duyduğu hafta sonu yürüyüşleri bile bazen gözünde büyüyordu. Artık frene basmanın gerekli olduğunun farkındaydı ve nazara inandığı için de doksandört yaşına merdiven dayadığını kendine bile itiraf etmekten çekiniyordu.

*

Vehbi Koç, 1995 yılının bir Haziran gecesi, ölümünden sekiz ay önce, birçoğumuzun evine misafir olmuştu. Televizyon kanalların birinde, Vehbi Bey, genç bir bayanın sorularına cevaplar veri-yordu:

- Konularımızı ekonomi dışına alalım. Aşk hakkında ne düşünüyorsunuz?

O anda, ben de bütün dikkatimi ekrana çevirmiştim. Vehbi Koç, soruyu anlamamışçasına, sonsuz bir boşluğa bakar gibiydi! Söyleyişi yapan bayan cevap alma kararlığı içinde; Siz hayatınızda hiç âşık olmadınız mı? Seyircilerimize özel hayatınızı açmak istemez misiniz? diyordu.

Ben bu konuşmayı izlerken müthiş keyiflenmiştim! Bakalım dene-yimli Vehbi Koç kendisi için aykırı olan bu soruya nasıl cevap verecekti? Yüz ifadesi sertleşmiş, kızdığı zamanlarda olduğu gibi alt dudağı gene aşağıya sarkmıştı. Kesin bir ifadeyle verdiği cevap şöyleydi: Bana bu yaşımda böyle sorular sormayın!

Bu kısa diyaloğu izlerken benim keyif duymamın sebebi vardı! Vehbi Koç'un hayat hikâyesini yazmaya karar verdikten sonra, kendisiyle ilk görüşmeyi 23 Haziran 1993 günü Nakkaştepe'deki çalışma odasında yapmış ve amacımı şöyle özetlemiştim:

Sizin işhayatındaki başarılarınızı hemen herkes biliyor. Ben, yazacağım kitapta, başarılarınızın yanında özel hayatınızı da öne çıkarmak istiyorum. Sizi örnek alacak gençler insan yönünüzü, duygularınızı, gönlünüzde yaşamış olduğunuz heyecanlarınızı da öğrenmelidirler. Bu konularda bana açılmanızı bekliyorum

Vehbi Bey, içten olduğuna inandığı bu açıklamamı şöyle karşılamıştı: Benim hayatımda senin süslü kelimelerle belirtmeye çalıştığın duygular, heyecanlar yok. Ben dümdüz bir adamım! Madem hayat hikâyemi yazmaya karar verdin, bunları sen bul, ben de öğrenmiş olurum.

Artık, Vehbi Koç'un duygu âlemini ve insan yönünü öğrenmek için yakın çevresine yönelmekten başka çarem kalmamış oluyordu.

Ben de bunu yaptım ve ortak inancı belirledim:

Vehbi Koç'un gerçek aşkı tek kelimeyle çalışmaktı!

Ölümünün altıncı yılında VEHBİ KOÇ'u saygıyla ve hayranlık duygularımızla anıyoruz.

Tasarım ve Uygulama entegresoft