Can KIRAÇ hakkında

1927 yılında Ankara’nın
Etimesgut semtinde
dünyaya geldi. İsmini
Atatürk koymuştur...

Can Kıraç

Atatürk ve Cumhuriyet

Mustafa Kemal, kurmay yüzbaşı rütbesiyle, orduda komutan olarak göreve başladığı 1905 yılından sonra, tam 33 yıl, millet ve memleket davaları ile içiçe yaşamıştı. Askerlik mesleğini savaşlarla pekiştirmiş, devrimcikarakterini inkilapçı görüşlerle olgunlaştırmıştı. Hayatının tamamını, düşünce âlemini ve bütün özlemlerini Türklük tutkusuyla işlemişti.

Atatürk, "En büyük eserim" dediği "Cumhuriyet"i kurduğu gün 42, hayata veda ettiği 10 Kasım 1938'de de henüz 57 yaşındaydı.

Ölümünden sonra, Türk milleti olarak O'na doyamamıştık!

2000 yılında, Türkiye Cumhuriyetinin 77'ci ve O'nun ölümünün 62'cı yılına ulaşmış bulunuyoruz. Cumhuriyetin 10 yılında 15 mil-yonluk Türkiye'nin, bugün; ilk, orta, lise, yüksek okul ve üniversitelerinde 15 milyon genç eğitim görmekte, bu genç kuşak, Atatürk'ten ve O'nun ilkelerinden ilham alarak, ülkenin ve ulusun mutluluğu için kendini yarınlara hazırlamaktadır.

Ne mutlu bize ki, Türk ulusu olarak hâlâ O'nu özlüyor hâlâ O'nun çağdaş fikirlerinden güç alıyoruz.

Bu anlamlı yıldönümlerinin buluştuğu bir ortamda, Atatürk'ün engin görüşlerinden küçük bir demeti, aşağıda sizinle paylaşıyorum. Diliyorum ki, O'nun inanç dolu fikirleri, zaman zaman kararan ufkumuzu aydınlatsın, bizlere yeni bir umut kaynağı olsun.

Büyük Atatürk'e, bir defa daha, bin defa daha şükranlarımızı sunuyoruz.

(*) Atatürk'ün aşağıdaki görüş ve fikirleri, Prof.Dr.Utkan Kocatürk'ün, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınlarından KAYNAKÇALI ATATÜRK GÜNLÜĞÜ isimli eserinden derlemiştir.

" Vatan mutlaka selâmet bulacak, millet mutlaka mesut olacaktır. Çünkü, kendi selâmetini, kendi saadetini memleketin ve milletin selâmeti ve saadeti için feda edebilen vatan evlâtları çoktur."

9 mayıs 1912

" Benim bütün hayatımda, bu ana kadar takip ettiğim gaye hiçbir vakit şahsi olmamıştır. Her ne düşünmüş ve her neye teşebbüs etmiş isem daima memleketin, milletin ve ordunun nam ve menfaatine olmuştur. Hiçbir zaman şahsımın sivrilmesini ve üste çıkmasını gözönüne almamışımdır."

17 Eylül 1914

" Ben en iyi siyasetin, her türlü anlamıyla en çok kuvvetli olmakta bulunduğunu kabul ederim. En çok kuvvetli olmak sözünden amacım, yalnız silâh kuvveti olduğunu zannetmeyiniz. Benim belirtmek istediğim; maneviyat, ilim, ahlâk ve teknik bakımlarından kuvvetli olmaktır. Bu saydığım vasıftan yoksun olan bir milletin bütün fertlerinin en son silâhlarla donatıldığını farz etsek bile, kuvvetli olduğu kabul edilemez."

17 Kasım 1918

" Düşman hürriyet uğruna ölmeye karar verenlerin kuvvetini anlayamaz. Biz, Anadolu'ya ne silâh ne de cephane götürüyoruz; biz ideali ve imanı götürüyoruz."

16 Mayıs 1919

" Mübarek vatanı ve milleti parçalanmak tehlikesinden kurtarmak için, milletle beraber sonuna kadar çalışmaya mukaddesatım adına söz vermiş olduğumdan, pek âşıkı bulunduğum yüksek askerlik mesleğinden bugün veda ve istifa ettim. Bundan sonra mukaddes millî gayemiz için her türlü fedakârlıkla çalışmak üzere milletin sinesinde bir ferd-i mücahit suretiyle bulunmakta olduğumu arz ve ilân eylerim."

9 Temmuz 1919

" En ağır tarihî şartlar altında bile millî vakarından ve herkesin hukukuna saygı göstermedeki mazisinden gelen hasletlerinden zerre kadar ayrılmamış olan milletimizin, bundan sonra da aynı tarz ve harekette sabit kalacağından ve bu suretle bu mubarek topraklara sahip olmaktaki uygarlık yeteneğini bütün cihana kabul ettireceğinden şüphe yoktur."

7 Ekim 1919

" Milletimiz çok büyüktür. Hiç korkmayalım. O esir olmayı ve hor görülmeyi kabul etmez. Milletin bağımsızlığını vatanın son kaya parçası üzerinde savunacağız, kurtaracağız veya, eğer mukadderse, öleceğiz. Fakat, eminiz ki, ölmeyeceğiz ve kurtaracağız."

4 Nisan 1920

" Hürriyet ve bağımsızlık benim karakterimdir. Ben, milletimin ve büyük ecdadımın en kıymetli mirasından olan bağımsızlık aşkı ile yaratılmış bir adamım. Bence bir millette şerefin, haysiyetin, namusun ve insanlığın oluşması ve yaşayabilmesi mutlak o milletin hürriyet ve bağımsızlığına sahip olmasıyla mümkündür."

22 Nisan 1921

" Biz Türküz., hepsi o kadar. İyi müslümanlar olarak kalmak bize yeter. Asya için olduğu gibi Avrupa için de töremiz aynıdır. Dostlarımız olacaktır, tam bağımsızlığımızı koruyacağız, her şeyi Türk olma noktasından göreceğiz."

3 Aralık 1921

" Amerika, Avrupa ve bütün uygarlık dünyası bilmelidir ki, Türkiye halkı her medeni ve kabiliyetli millet gibi, kayıtsız şartsız hür ve müstakil yaşamaya kesin karar vermiştir. Bu meşru kararı ihlâle yönelik her kuvvet Türkiye'nin ebedî düşmanı kalır."

24 Ekim 1922

" İnsanlar olgunlaşmak için bazı şeylere muhtaçtır . Bir millet ki resim yapmaz, bir millet ki heykel yapmaz, bir millet ki tekniğin gerektirdiği şeyleri yapmaz; itiraf etmeli ki o milletin ilerleme yolunda yeri yoktur."

22 Ocak 1923

" Erişmeğe mecbur bulunduğumuz seviyeye bugünkü kadar uzak kalışımızın önemli sebeplerinden biri sanata ve sanatkârlığa yâyık olduğu derecede önem verilmemiş olmasıdır."

13 Şubat 1923

" Siyasî, askerî zaferler ne kadar büyük olursa olsunlar, ekonomik zaferlerle taçlandırılmazlarsa meydana gelen zaferler devamlı olamaz, az zamanda söner. Ekonomi demek her şey demektir, yaşamak için, mutlu olmak için, insan varlığı için ne lâzımsa onların hepsi demektir."

17 Şubat 1923

" Memleketi ilim, kültür, ekonomi ve bayındırlık alanında da yükseltmek, milletimizin her hususta pek verimli olan kabiliyetlerini geliştirmek, gelecek kuşağa sağlam, değişmez ve olumlu bir karakter vermek lâzımdır. Bu kutsal amaçları elde etmek için mücadeleye atılan aydın kuvvetlerin arasında öğretmenler en önemli ve nazik yeri işgal etmektedirler."

7 Mart 1923

" Bir milleti yaşatmak için bir takım temeller lâzımdır ve bilirsiniz ki bu temellerin en önemlilerinden biri sanattır. Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş olur."

16 Mart 1923

" Memleketimizi, toplumumuzu gerçek hedefine, saadet hedefine ulaştırmak için iki orduya ihtiyaç vardır. Biri vatanın hayatını kurtaran asker ordusu. diğeri milletin geleceğini yoğuran kültür ordusu."

24 Mart 1923

" İslâm dinini, asırlardan beri alışılageldiği şekilde bir siyaset vasıtası mevkiinden uzaklaştırmak ve yüceltmek gereğini görüyoruz. Mukaddes ve tanrısal inançlarımızı ve vicdanî değerlerimizi, karanlık ve kararsız olan ve her türlü menfaat ve ihtiraslara görünüş sahnesi olan siyasiyattan ve siyasetin bütün kısımlarından bir an evvel ve kesin bir şekilde kurtarmak, milletin dünyevî ve uhrevî saadetinin emrettiği bir mecburiyettir. Ancak bu suretle İslâm dininin yüceliği belirir."

1 Mart 1924

"Dünyada herşey için, uygarlık için, hayat için, başarı için en gerçek yol gösterici ilimdir, tekniktir. İlim ve tekniğin dışında yol gösterici aramak dalgınlıktır, bilgisizliktir, doğru yoldan sapmaktır. "

22 Eylül 1924

"Türk'e olumlu ve iyi bir şey veriniz, bunu reddetmesi ihtimali yoktur. Halkın karanlığı aşmak, refaha ve iyiliğe varmak arzusu elle tutulacak kadar belirgindir. Cumhuriyetin eli bu arzuyu tutmuştur."

19 Ekim 1924

" Biz büyük bir inkilâp yaptık. Memleketi bir çağdan alıp yeni bir çağa götürdük. Birçok eski müesseseleri yıktık. Bunların binlerce taraftarı vardır. Fırsat beklediklerini unutmamak lâzım. En ileri demokrasilerde bile rejimi korumak için sert tedbirlere müracaat edilmiştir. Bize gelince, inkilâbı koruyacak tedbirlere daha çok muhtacız."

21 Kasım 1924

" Büyüklük odur ki, hiç kimseye iltifat etmeyeceksin, hiç kimseyi aldatmayacaksın, memleket için gerçek ülkü neyse onu görecek, o hedefe yürüyeceksin. Herkes senin aleyhinde bulunacaktır, herkes seni yolundan çevirmeye çalışacaktır. İşte, sen, bunda kendini büyük değil, küçük, zayıf, vasıtasız telâkki ederek, kimseden yardım geleceğini beklemeden bu engelleri aşacaksın. Ondan sonra sana büyüksün derlerse, bunu diyenlere güleceksin."

13 Mart 1926

" Türk milletinin toplumsal düzenini bozmaya yönelik didinmeler boğulmaya mahkûmdur. Türk milleti kendinin ve memleketinin yüksek menfaatleri aleyhine çalışmak isteyen karıştırıcı, sefil, vatansız ve milliyetsiz beyinsizlerin saçmalamalarındaki gizli ve kirli emelleri anlamayacak ve onlara müsamaha edecek bir topluluk değildir. O, şimdiye kadar olduğu gibi, doğru yolu görür. Onu yolundan saptırmak isteyenler ezilmeye, kahredilmeye mahkûmdur. Bunda köylü, işçi ve bilhassa kahraman ordumuz candan beraberdir. Bundan kimsenin şüphesi olmasın."

6 Ağustos 1929

" Biz bu cumhuriyeti hacılara, hocalara terk etmek için meydana getirmedik... Cumhuriyet müessesesinin bir müstebit eline geçeceğini mezarımda bile duysam, millete karşı haykırmak isterim... Cumhuriyetin milletin kalbinde kök saldığını görmek yegâne emelimdir."

23 Ağustos 1930

" Cumhuriyetin temelinin laik bir dünya görüşüne dayalı olduğu hiçbir zaman unutulmamalı ve bu gerçek gözden kaçmamalıdır. Zira Türk halkı teokratik yönetimden çok ızdırap çekmiştir. Geri kalışının nedenleri arasında bunun önemli bir yeri vardır."

20 Aralık 1930

" Türk milletindenim diyen insan her şeyden evvel ve mutlaka Türkçe konuşmalıdır. Türkçe konuşmayan bir insan, Türk kültürüne, Türk topluluğuna bağlılığını iddia ederse buna inanmak doğru olmaz. "

17 Şubat 1931

" İki Mustafa Kemal var: Biri ben, fert olan, fanî olan Mustafa Kemal. İkinci Mustafa Kemal'den ise 'Ben' diye bahsedemem. Ondan ancak 'Biz' diye bahsedebilirim. O Mustafa Kemal, yani sizler, bu akşam etrafımda olanlar, memleketin her köşesinde çalışan köylüler, uyanık, aydın, vatansever, milliyetçi vatandaşlar. İşte ben onların hayalini temsil ediyorum, onların hayalini gerçekleştirmeye çalışıyorum. O Mustafa Kemal ölmez. O, Türk milletinin ihtiyaçları ile beraber, gitgide uyanan şuuru ile beraber, gelişe gelişe ebedî olarak yaşayacaktır."

10 Mayıs 1933

" Az zamanda çok ve büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, temeli Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyeti'dir. Asla şüphem yoktur ki Türklüğün unutulmuş büyük uygar vasfı ve büyük uygar kabiliyeti bundan sonraki gelişimiyle geleceğin yüksek uygarlık ufkundan yeni bir güneş gibi doğacaktır. Ne mutlu Türküm diyene. "

29 Ekim 1933

" Yeni Türkiye'yi görmüş ve tanımış olanlar bilirler ki Türk Cumhuriyeti topluluğu, kendisine hedef olarak insanlığı ve kültürü almıştır. Türkün yeni gittiği yol ve varmak istediği nokta kültür hayatında yükselmek, insanlık yolunda ilerlemek ve elinden geldiği kadar barışa ve insanlığa hizmet etmektir."

27 Mayıs 1935

" İstiklâl Savaşı ve Türk İnkilâbı, her hamlesinde ve her safhasında, milletimizin yüksek siyasî ve uygar karakteriyle memleket işlerindeki şuurlu birliğine dayanarak başarıya erişmiştir. Dün ve bugün olduğu gibi yarın da memleket ve millet için yegâne kudret, mutluluk ve refah kaynağı inkilâp ilkeleri ve Cumhuriyet rejimidir."

15 Ekim 1938

" Zaferleri ve mazisi insanlık tarihi ile başlayan, her zaman zaferle beraber uygarlık ışıklarını taşıyan kahraman Türk ordusu! Türk vatanının ve Türklük topluluğunun şan ve şerefini, iç ve dış her türlü tehlikelere karşı korumaktan ibaret olan vazifeni her an yapmaya hazır olduğuna benim ve büyük ulusumuzun tam bir inan ve itimadımız vardır."

29 Ekim 1938

"Bütün ömrünü hizmetine verdiğin Türk milleti ile beraber senin huzurunda tâzim ile eğiliyoruz. Bütün hayatında bize ruhundaki ateşten canlılık verdin. Emin ol, aziz hâtıran sönmez bir meş'ale olarak ruhlarımızı daima ateşli ve uyanık tutacaktır."

İsmet İnönü
21 Kasım 1938

Tasarım ve Uygulama entegresoft