RÖPORTAJLAR

CAN KIRAÇ VE İKİNCİ BAHAR!

İKİNCİ BAHAR
Mutlu emekliliğe nasıl hazırlandım?

Ziraat mühendisi olarak girdiği Koç Topluluğu?ndan 41 yıl sonra CEO olarak ayrıldı. Zirvedeyken işi bırakma nedeni sabah kalktığında iş yerine hayatı düşünmek istemeseydi. Kendi tabiriyle hayatın diğer sahili ne geçeli 16 yıl oldu. Bugün 80 yaşında olan Can Kıraç, 41 yılın ardından kendine sunduğu özgürlüğünden memnun. Hayata yeniden gelseydim iş hayatına girmezdim diyor. Kendi isteğiyle emekli olacak olanlara da bir tavsiyesi var: Emeklilik sonrası Gafur pijaması giymemek için ne yapacağınıza karar verin. Ama önemlisi maddi tasarrufunuzu garanti altına alın.
Can Kıraç, talihli bir Cumhuriyet çocuğu?dur. Bizim nesilden olanlara sorun bakalım, hem adını hem soyadını Atatürk?ün koyduğu bir arkadaşları var mı? Talihinin yüzünü kara çıkarmayacak kadar da başarılı. Türkiye Milli talebe Federasyonu?nun ilk başkanıydı. Üniversiteyi bitirir bitirmez girdiği ve aralıksız 41 yıl çalışacağı şirket, Türkiye?nin geleceği en parlak işyeridir; Koç Grubu. Bu büyük ve çok hızlı gelişen kurumun başkanlık makamı sayılan zirvesine, adım adım, hiçbir basamakta duraklamadan, tökezlemeden tırmandı. Can Kıraç ?Koç?un Can?ı? olmaktan ve konumuyla anılmaktan hazzeder. Bense onu, insan ilişkilerinin ve iş hayatının her safasında olduğu gibi, bugün yaşadığı, gene bir ilk örnek sayılacak nitelikteki soylu ve mutlu emeklilik hayatında da, her yerde ve her zaman, hep ?aynı Can Bey? olabildiği için çok beğenir ve severim.
Usta gazeteci Hakkı Devrim, yakın dostu Can Kıraç?ı, Kıraç?ın 2004 yılında çıkardığı ikinci kitabı Anılar Olaylar ın arka kapağında böyle anlatıyor.
İş dünyasına damgasını vuran Can Kıraç, emekli olup, yaşamın diğer sahiline geçeli tam 16 yıl oldu. Bu zaman zarfında iş dünyasından tümüyle elini çekti. Kendini özgür hayatın kollarına bıraktı. Peki Kıraç?ın emeklilik hayatı nasıl gidiyor, hayata bakışında neler değişti, geçmişe dönük olarak nelerden pişmanlık duyuyor, neleri özlemle anıyor?
Can Kıraç?la emeklilik hayatını, hissettiklerini konuştuk. Bir döneme damgasını vuran ve başarılı bir profesyonelin 41 yıllık iş hayatını ve tüm yaşamını sorgulayışına tanıklık ettik.

GÜNLERİ NASIL GEÇİYOR?

Ben 80 yaşındayım. Lise hayatından bu yana kendime göre hedefleri olan bir gençtim. Zamanın önemini o gençlik yıllarında tam anlamadığımı şimdi daha iyi seziyorum. Zaman şu anda çok kıymetli. Öyle olunca şöyle bir günlük muhasebe yapıyorum. Can, sen zamanın kıymetini bildiğini hep söylersin, ama yine bugün zamanını o kadar boşa sarf ettin ki, ne yeni bir şey ürettin, ne yeni bir şey öğrendin, hatta hayal bile kuramadın diyorum.
Yaşamın gereği olarak 5 saatlik bir uyku bana yetiyor. O 5 saatte de devamlı uyuyamıyorum. Sabah 5 gibi uyanıyorum. Kulaklıklı radyom var. Saat 6?da radyo istasyonları uyanıyor. Eşimi rahatsız etmemek için kulaklıkla radyodan dünyanın nereye gittiğini, küresel ısınmanın bizi ne tür felaketlerle karşı karşıya bırakacağını öğrenmeye çalışıyorum.
Sonra tekrar uyuyorum. Kahvaltı öncesi her gün 19 Mayıs jimnastiği yaparım. Ardından peynir, domates, salatalık ve sivri biberden oluşan güzel bir kahvaltı gelir. Televizyonda 9 haberlerini de izliyorum. Genellikle haberle asabımı bozuyor.
Ardından gazete okuma başlıyor. O da ayrı bir zevk. Eskiden 2,5 saatte 5 gazeteyi okuduğumu zannediyordum. Ama okuyamadığımı ve yorgun düştüğümü fark ettim. Şimdi o bunalımdan kendimi kurtarmak için gazete sayısını 2?ye düşürdüm. Günün geri kalanında bilgisayar tutkuma zaman ayırıyorum. Siteme göz atıyorum. Eğer çok keyifliysem bir tane kolaj çıkartırım.
E-Mail