YAŞANMIŞ OLAYLAR

ÇALINAN ALTINLAR NASIL BULUNDU ?

Milletçe heyecanlı saatler yaşadığımız bir dönemdi... Hepimiz gelişmeleri anında öğrenebilmek için radyoların başında nöbet tutuyorduk...Bir akşamüstü,1974 yazı için kiraladığımız yalı apartmanının rıhtımında,İnci ve ben İstanbul Boğazı'nın menevişli sularını seyrederken komşumuz Feyyaz Tokar'ın eşi Berna, koşarak üstümüze gelmiş, "Gözünüz aydın! Ali'nin çalınan altınları bulunmuş, şimdi polis radyosu haber verdi!" diyerek boynumuza
sarılmıştı!

Bizim hiçbir şeyden haberimiz yoktu. Kaldı ki, o gün ondört yaşında bulunan oğlumuz Ali'nin sünnetinden kalma birkaç altını, çalınmış olsa dahi, polis radyosunu meşgul edecek değerde değildi. Aramızda şakalaşmalara sebep olan olayın üzerinden birkaç gün geçtikten sonra meselenin içyüzü anlaşılmıştı. Çalınıp bulunmuş olan "altın sikke ve saat koleksiyonu" Koç Ailesine aitti. Sadberk Hanım'ın vefatından sonra, annelerinin üzüntüsü, çocuklara Çankaya Apartmanı'nda bulunan annelerine ait kasayı unutturmuştu! Hırsızların "vefat eden aile büyüklerinin kasalarına el sürülmez" gibi bir kuralları olmadığı için, onlar gereğini yapmışlar, Sadberk Hanım'ın yıllar boyu büyük bir şevkle biriktirdiği sik-ke, saat ve enfiye kutularını çalmayı başarmışlardı. Durum farkedilince olayı polise haber vermek işini kardeşim ve Koç'un damadı İnan üstlenmiş, o da konunun gazetelere düşmemesi için, ifadesinde altınların yeğeni Ali Kıraç'a ait olduğunu söylemeyi tercih etmiş!

Ali'nin adının radyoda kullanılmış olmasından dolayı, bize de bir "hâtıra sikkesi" verilir diye uzunca bir süre bekleşip durmuştuk! Konuyu İnan'a hatırlattığımda da şu cevabı almıştım: "Ağabeyciğim! Radyoda reklâmınız yapıldı ya!"

E-Mail