YAZILAR

İstanbul'da Coşku

İSTANBUL’da COŞKU !

Hayâl eden: Can Kıraç

*

Güzel İstanbulumuzu, semt semt hissederek yaşamış olan bütün şairler, duygularını, büyük bir coşku ile yazdıkları dizeler içinde gelecek kuşaklara armağ an etmişlerdir .

"Türkiye Türklerinin yeryüzünde başka bir eseri olmasaydı, tek başına, yalnız bu İstanbul 'şeref' namına yeterdi ! " diyen büyük şair Yahya Kemal'in , Boğ aziçinin sihirli güzelliğ ini gönüllerimize işleyen mısraları hiç unutulur mu ?

"Körfezdeki durgun suya bir bak göreceksin

Geçmiş gecelerden biri yüzmekte derinde ;

Mehtap, iri güller ve senin en güzel aksin

Velhasıl o rüya duruyor hep yerli yerinde ."

Bir başka ozan, Ümit Yaşar Oğ uzcan , Istanbulu şöyle anlatmıştır bizlere ;

" Buram buram bir yaşama sevgisi her yerinde

Balıkçı meyhaneleri,Çiçekpazarı,Kapalıçarşı

Yanar gün ışığ ıyla camları yalıların

Mavi denizlerine karşı ."

Üstat Ahmet Hamdi Tanpınar da, İstanbul ile ilgili duygularını şu cümlelerle aktarmıştır hayranlarına;

"Nereye bakarsak bakalım, hangi ufuklara hasret çekersek çekelim, biz, İstanbul'un arasından ve İstanbul'da ve İstanbul'la göreceğ iz herşeyi. Bütün tarih boyunca bu hep böyle oldu. Şiirden, sanattan, muaşeretten dine kadar her şeyde İstanbulun payı vardır. O, bizim hakiki ruh mimarımızdır."

*

İşte, gönüllerimizi ve düşünce dünyamızı böylesine coşku ile dolduran güzel İstanbul'un meyhanelerinde de, her gün ve her gece başka bir âlem yaşanır. Sofraları süsleyen meze çeşitleri, içki içenlerin göz ve damak zevklerine yeni ufuklar açar. Hele rakılarını yudumlayarak hâyal âlemine dalanların sofralarında heran yeni dünyalar doğ ar! Ve, arkadaşlarla paylaşılan rakı sofralarında, insanların şairlikleri de ortaya çıkar. Kendi iç dünyaları ile buluşan "meyhane ozanları" şövalyeler gibi cesur, mecnunlar gibi aşık olurlar!.

Güneşin, akşamüstleri, Anadoluyakası evlerinin camlarını alev rengiyle parlattığı saatlerde, İstanbul Boğ azı'nın Avrupa sahillerindeki meyhanelere gelenlerin gönüllerini bazen ümit, bazen hüzün, bazen de sevgi ve heyecan doldurur. O saatlerde, Beyoğ lu'nda ÇiçekPasajı'na gitmenin de başka bir keyfi vardır. ÇiçekPasajı meyhaneleri, yeni hayallerin düşlendiği masallardaki saraylar gibi gizem doludur. Anason kokusu, tütün dumanı, kokoreç ve midye tavası râhiyası ile iç içe yaşanan Çiçek Pasajı meyhanelerinde, insanlar, biran gelir dumanaltı olup kendi âlemlerine yelken açarlar. Bu ortamda, vuslata susamış âşıkların terennüm edecekleri duyguları vardır:

"Ne zaman tutsam ellerini/ Gözlerimin önünden mevsimler geçer/

Ne zaman gözlerin gözlerime değ se/Samanyolu'ndan bir yıldız düşer”

İşte böyle şair ruhlu böyle duyguludur ÇiçekPasajı müşterileri.

Birden garsonun sesi doldurur meyhaneyi:
"Şâir abim için çek bir bira ! Köpüğ ü bol olsun !"

Sonra, masaya eğ ilerek muzip bir edâ ile şair abisine şunları söyler:

"Şu yalan dünyayı aşksız geçirme/ Gönülden gönüle akıver gitsin/

Üzülme sevgilin terketti diye/ Sen de birini yakıver gitsin!"..

Meyhane havasına girenler, masaları süsleyen mezelerin tadına varmak için önce gözleriyle keyfe dalarlar. Beyaz peynirin yanında kavun dilimlerini görenlerin ağ ızları sulanır! Çengelköy'ün badem salatalıklarını, kırmızı turpları, yeşil yeşil roka, tere ve marul yapraklarını, kalem gibi dizilmiş taze soğ anları, zeytinyağ lı yaprak sarmalarını, fasulye pilâkilerini, üzerlerine dereotu serpilmiş sarmsaklı cacık kâselerini seyretmenin başka bir keyfi vardır. Soğ uk mezelerden sonra sıra sıcaklara gelince, gönüller başka heyecanlarla dalgalanır. Her masadan başka başka duygular yükselir.

İşte aşk:

"Burası Agora meyhanesi/ Burada yaşar aşkların en divanesi!"

İşte hasret:

"Nerdesin sevgilim kimbilir nerde?/ Ararım ben seri her gezdiğ im yerde!"

İşte ümit:

"Bu akşam seni ümitlerime meze yapıp içiyorum!"

İşte yeis:

"Gel gör beni aşk neyledi/ Ey gözyaşım hani akmayacaktın?"

Ve işte vedâ:

"Elvedâ gençliğ im! Elvedâ ey hâtıralar/ Beni kaybettin artık, sen çok bekleyeceksin!"

Artık, meyhane sakinlerinin kafaları dumanlanmış, gönülleri hayaller âleminde kelebekler gibi uçuşurken sıcak mezeler de masaları doldurmaya başlamıştır. Taratorlu midye tava ve kalamar, kâğ ıtta kekikli kokoreç, pastırmalı sigara böreğ i, ızgara köfte, arnavut ciğ eri ve nihayet izmarit tava kurulur baş köşeye!

Şimdi sıra sevgiliye sitem etmeye gelmiştir:

"Mânâda güzel, ruhta güzel, tende güzelsin/ Ey sevgili! Sen elde değ il bende güzelsin!"

Sonra, masaların üstünde bulutlanmış sigara dumanlarını dağ ıtarak, pencerelerden bir şarkı sesi süzülür içeriye:

"O güzel başını göğ süme koysan/ Dinlesen kalbimin şarkılarını/Sen bana doysan, ben sana doysam/ Beklemesek böyle
hergün yarını!"

Eğer, birgün siz de İstanbul'a gelirseniz bu hayaller âlemine dalmayı ihmal etmeyiniz. Çünkü, İstanbul meyhanelerinde hayâl kurmanın keyfi başkadır!

*

Can Kıraç

E-Mail